Bölüme dön
Blog
Eczacıdan
Vitamin ve Takviyeler
Hom.Ecz.Pınar Baybaş

Alpha Lipoik Asit: Glikasyona Karşı Güçlü Bir Antioksidan

Yıllar yıllar önce beni çok etkileyen bir molekülle tanıştım.

Yıllar yıllar önce beni çok etkileyen bir molekülle tanıştım. Bu molekülün adı Alpha Lipoik Asit’ti.

O sıralarda annemin Tip 2 diyabet teşhisi almasıyla birlikte bu molekül üzerine araştırmalarım daha da derinleşti. Çünkü hiçbir antioksidanı ödemeyen Sosyal Güvenlik Kurumu, Alpha Lipoik Asit’i ödüyordu. Bu da klinik çalışmalarla desteklenen bir kullanım alanı olduğunu gösteriyordu. İşin ilginç tarafı, devlet bunu hastalık oluştuktan sonra hastalığın tedavi edilmesinde ve semptomların hafifletilmesinde bile ödüyordu. Bu hastalık da yüksek kan şekeriyle seyreden diyabetin sekonder, yani ikincil hastalıklarından biri olan diyabetik polinöropatiydi.

Diyabetik polinöropati, uzun süreli hiperglisemiye (yüksek kan şekerine) bağlı olarak periferik sinirlerde gelişen, en sık görülen diyabet komplikasyonlarından biri. Nedeni ise şekerin glikasyona neden olması ve proteinlerde verdiği hasardır.

Diyabetik polinöropati gelişen hastalarda:

  • Ayaklarda yanma, batma ve karıncalanma,

  • Uyku bozukluğuna yol açabilecek düzeylerde, geceleri belirginleşen ağrılar,

  • Hatta çarşaf bile değse rahatsızlık yaşanan durumlar,

  • İlerleyen dönemlerde de maalesef hissizlik, dengesizlik ve reflekslerde kayıplar,

  • En sonunda da diyabetik ayak ve ülserler, iyileşmeyen yaralar ve ayak ve bacakların kesilmek durumunda kalabildiği durumlar gelişir.

Peki, bu glikasyon halk diliyle ne demekti? Size şöyle anlatayım: Sütlü bir tatlı pişiriyorsunuz, uzun süre pişirdiniz ve şeker, pirinç ve süt tencerenin dibine öyle bir tuttu ki tencereyi bıçakla kazısanız çıkmıyor. Günlerce sıcak suda, deterjanla bekletirseniz belki tencereyi kurtarırsınız. İşte şekerin proteinlerimize verdiği hasar böyledir. Glikasyon, tencerenin dibine ölümüne yapışan şeker sonucu kullanılamayan tenceredir.

Protein deyince aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama her hücrenizin, organınızın ve sisteminizin yapı taşı proteindir. Damar çeperinizden nöronlarınıza, cilt hücrelerinize kadar tüm vücudun yapı taşı proteinlerdir. Kanınızın ulaşmadığı yer de yoktur. Yoksa nasıl beslensin ki dokularımız? Kanımız, içinde yüksek oranda şekerle dolaştığında o şeker, tıpkı tencerenin dibini tutan sütlaç gibi hücrelerinizin proteinlerine yapışır ve glikasyon gerçekleşir.

GLİKASYON, yaşlanmayla ilişkilendirilen önemli süreçlerden biridir.

Alpha Lipoik Asit, glikasyonun neden olduğu hasara karşı koruyucu etkisi araştırılan güçlü bir antioksidandır. Bazı çalışmalar, oluşmuş hasarın azaltılmasına da katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir.

İyi de hepimiz her gün karbonhidratlarca zengin beslenirken illa diyabet hastası mı olmamız lazım bu molekülü kullanmak için?

Tabii ki hayır! Güçlü bir antioksidan olarak sağlıklı bireylerin de uzman önerisiyle değerlendirebileceği anti-aging, yani yaşlanma karşıtı takviyeler arasında gösteriliyor. Hatta keşke diyabet hastalarına da teşhis konulduğu andan itibaren verilecek ilaçlar listesinde olsa da yüksek şekerin neden olabileceği hasarların bir kısmının önüne geçilebilse.

Millî sermayemiz olan ilaç tüketiminin, koruyucu sağlık yaklaşımıyla önüne geçilebileceğini ah bir anlayabilsek… Neler değişir neler…

Bu yazıyı okuyan sevgili Holirem üyesi, sen sen ol, şekerin vücuduna verdiği hasarın bilincinde ol; rafine şekerden uzak kal. Ama Alpha Lipoik Asit gibi bir müttefikimiz olduğunu da unutma.

Sağlıklı günler dilerim…

Önemli not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Alpha Lipoik Asit dahil herhangi bir takviyeye başlamadan önce, özellikle diyabet veya tiroid ilacı kullanıyorsanız, hamile ya da emziriyorsanız hekiminize veya eczacınıza danışın. Diyabet tedavinizi hekiminize danışmadan değiştirmeyin.