Homeopatide İyileşmenin Yönü
Sevgili Homeopati Sever, Homeopatide iyileşmenin yönü diye çok hayati bir kavramdan bahsetmek isterim sana.
Sevgili Homeopati Sever,
Homeopatide iyileşmenin yönü diye çok hayati bir kavramdan bahsetmek isterim sana.
Homeopatik tedavi için gittiğin homeopat, sana seni rahatsız eden şikâyetler dışında da pek çok konuda sorular sorar. Bunun nedeni hem seni iyi ve tam tanımak hem de bu şifaya giden yolda seni nelerin bekleyeceği konusunda fikir sahibi olmaktır. İnan bana, bu onun meselesi!
Senin anlaman gereken kısımsa şu:
Tedavinin başarısını ve semptomların daha evvel baskılandıysa bunun derecesini anlamak en temel kriterlerden biridir. Bu konu, homeopatinin kurucusu Dr. Samuel Hahnemann’ın temel homeopati felsefesi üzerine inşa edilmiş, daha sonra takipçisi Dr. Constantine Hering tarafından klinik gözlemlerle formüle edilerek sistematize edilmiştir.
Bütünsel ve Eş Zamanlı İyileşme
Hahnemann, temel eseri Organon of Medicine ve Kronik Hastalıklar (The Chronic Diseases) adlı çalışmalarında “iyileşmenin yönü” konusunu tek bir cümlelik katı kurallarla ilan etmez. Ancak onun bütünsel yaklaşımında şu ilkeler özetlenmiştir:
• Yaşam Gücünün Dengelenmesi
Yani homeopat, sende teşhis konmuş hastalığın adına değil; o hastalıkla kendini ifade eden yaşam gücünü desteklemeye odaklanır. Klasik homeopati bakışına göre yaşam gücü dengelendikçe iyileşme belirli bir sırayla ilerleyebilir. Sırayla iyi etmeye başlar.
Sırayla derken ne demek istiyorum, anlatayım:
• İç ve Dış Semptomların Birlikte İyileşmesi
Hahnemann der ki, doğru ilaç (similimum) seçildiğinde iç organlardaki derin rahatsızlıklar da dıştaki (örneğin ciltteki) belirtiler de bir bütün olarak iyileşmesi gerekir. Lokal tedavilerle (merhemler vb.) cildin temizlenmesini tehlikeli bir “baskılama” (suppression) olarak görür.
• Kronik Hastalıklarda Sona Eklenen Belirti İlk Gider
Kronik bir hastalık sürecinde, vücuda en son eklenen semptomlar/şikâyetler tedavi sırasında ilk önce ortadan kaybolur.
Tedavi Sırasında
Literatürde Hering Kanunu (Hering's Law of Cure) olarak bilinen, sistematize edilerek öğrenmemizi kolaylaştıran bu kurallar, iyileşmenin yönünü 3 net maddede açıklar:
1. İçten Dışa Doğru (From Within Outward)
Vücut, hayatta kalmak için enerjisini en kritik organı korumaya hedefler. İyileşme sürecinde öncelikli olarak zihinsel/duygusal katmanlar ve sonra hayati organlar rahatlar; tedavi ilerledikçe hastalık yükü hayatiyeti daha az tehdit eden kas, eklem veya cilt gibi dokulara aktarılır.
Şöyle anlatmak gerekirse; beyin/sinir sistemi, akciğer, kalp, karaciğer gibi hayati öneme sahip iç organlar ve sistemler öncelikli iyileşmeye girer ama şikâyetler şekil değiştirerek yüzeye, yani cilde ve ekstremitelere doğru ilerler.
Örneğin; astımı (iç organ) iyileşen bir hastada geçici bir cilt döküntüsünün (dış yüzey) başlaması doğru yolda olunduğumuzu gösterir.
2. Yukarıdan Aşağıya Doğru (From Above Downward)
Semptomlar vücudun üst kısımlarından aşağıya doğru kayarak kaybolur.
Örneğin; baş ağrısının geçip ardından diz ağrısının ortaya çıkması veya bir cilt döküntüsünün önce yüz bölgesinde iyileşip ardından kollara ve bacaklara inerek yok olması doğru bir iyileşme yönüdür.
3. Belirtilerin Ortaya Çıkış Sırasının Tersine Doğru (In the Reverse Order of Appearance)
Bu durumu zaman çizgisinde “sondan başa” diye kısaltmak isterim.
Hasta geçmişinde hangi semptomları hangi sırayla yaşadıysa, iyileşirken bu semptomları en yeni olandan en eski olana doğru kronolojik olarak tekrar deneyimleyebilir. Geçmişte baskılanmış eski bir hastalık (örneğin çocukluk egzaması) tedavi sırasında kısa süreliğine nüksedebilir ve ardından iyileşebilir.
Baskılanma (Suppression) ve Gerçek Şifa (Cure)
Homeopatide baskılanma (suppression) ile gerçek şifa (cure) arasındaki farkı, klinik pratikte en sık karşılaşılan durumlardan biri olan “Alerjik Astım ve Egzama” döngüsü üzerinden bir senaryoyla inceleyelim istersen.
Bu senaryo, Hahnemann'ın yaşam gücü (bugünün diliyle anlamayı kolaylaştırırsa immün sistem de diyebilirsin ama aslında çok daha fazlası) teorisini ve Hering'in yön kanunlarını net bir şekilde anlamanı sağlayacak kanımca.
İlk Senaryo: Baskılanma (Suppression) Senaryosu
Baskılanma, hastalığın kökenine inilmeden, sadece yüzeysel semptomun ortadan kaldırılması hedeflendiğinde, hastalığın vücudun daha derin/hayati katmanlarına itilmesi durumudur.
Başlangıçta bebeklerin yoğun ve kaşıntılı bir egzama (cilt döküntüsü) şikâyeti olur genelde çünkü bebeklerin yaşam güçleri oldukça kuvvetlidir, bedende kendini göstermeye çalışan sorunun çocuğun hayati organlarına gitmesini engeller ve sadece ciltte sorunu ifade etmeyi seçer. Çünkü cilt, en dışta ve hayatiyeti en az tehdit eden organdır.
Bebek doktora götürülür ve kortizonlu kremler gibi cilt belirtilerini hızla yatıştıran tedaviler önerilir. Bu tedaviler hekim gözetiminde gerekli ve yararlı olabilir; ebeveynler de doğal olarak hekimin önerisini uygular.
Görünür sonuçta çocuğun cildindeki kızarıklık, kaşıntı, akıntı veya kanama gibi şikâyetler geçmiş gibi görünür. Klasik homeopati bakış açısına göre ise burada yaşam gücünün kendini ifade ettiği alan baskılanmış olabilir; yani alarm susmuş ama yangın devam ediyor olabilir.
Bu baskılanmaya devam edildikçe, cilt düzeldikten birkaç ay veya yıl sonra çocukta alerjik astım (akciğer rahatsızlığı) başlar.
Bu süreç, Hering Kanunu'nun tam tersi yönünde ilerlemiştir. Hastalık dıştan içe (ciltten akciğere) ve daha az önemli organdan daha hayati bir organa taşınmıştır. Hahnemann'a göre yaşam gücü, hastalığı dışarı atamadığı için içeriye, merkeze doğru bastırmıştır. Bu gerçek bir şifa değil, hastalığın derinleşmesidir.
İkinci Senaryo: Gerçek İyileşme
Aynı hastanın, yani artık astımı olan çocuğun bir homeopata başvurduğunu ve bütününe uygun doğru homeopatik ilacı (similimum) aldığını varsayalım.
Doğru ilaçtan sonra süreç tam olarak tersine işlemeye başlar:
1. Aşama — İçten Dışa
İlaç alındıktan kısa bir süre sonra hastanın astım atakları hafifler, nefesi rahatlar. Akciğer (hayati iç organ) iyileşmektedir.
2. Aşama — Zaman Sırasının Tersine
Astım hafiflerken, çocuğun kollarında ve bacaklarında yıllar önce kaybolan eski kaşıntılı egzama geri dönebilir. Aile endişelenebilir; klasik homeopati açısından bu, hastalığın içeriden dışarıya, daha güvenli bir alana doğru ilerlediğinin işareti olarak değerlendirilir. Bu süreçte homeopatınızla ve hekiminizle iletişimde kalın.
3. Aşama — Yukarıdan Aşağıya
Ortaya çıkan bu egzama önce yüz ve boyun bölgesinde olsa da zaman içinde iyileşir, ardından gövdeye, kollara ve en son ayak bileklerine inerek zamanla kaybolabilir.
Kısaca şifa; içten dışa (akciğerden cilde), yukarıdan aşağıya (yüzden ayaklara) ve ortaya çıkış sırasının tersine (önce astım, sonra eski egzama) gerçekleşmiştir. Yaşam gücü merkeze (akciğere) gelen tehdidi önce çevreye (cilde) itmiş, sonra da vücuttan tamamen temizlemiştir.
Bu yüzden tedavin sırasında eskiden yaşadığın şikâyetler yeniden ortaya çıkarsa bunu homeopatınla paylaş; yeni, şiddetli veya endişe verici belirtilerde ise gecikmeden hekimine başvur. Bedenin bilgeliğine alan açan bir yaklaşımla kendini zamanla daha dengede hissetmeni dilerim.
Şifa dolu, harika bir yaşamın ve sağlığın olması dileğiyle...
Hom. Dr. Gamze Arpacı
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Homeopati tamamlayıcı bir yaklaşımdır; tıbbi tanı ve tedavinin yerine geçmez. Astım, egzama veya başka bir hastalık için kullandığınız tedaviyi hekiminize danışmadan bırakmayın ya da değiştirmeyin. Nefes darlığında gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurun.
