Yıllar önce, yeni mezun genç bir eczacıyken sağlıklı olmayı; laboratuvar tahlillerinin beklenen aralıklarda olması, ideal kiloda olmak, hastalanmamak ve eğer hastalanırsan gerekli ilaçları kullanıp ateşini düşürmek, enfeksiyonunu tedavi etmek veya kronik hastalıkların semptomlarını kontrol altında tutabilmek olarak algılıyordum.

Eczane tezgâhının arkasında geçirdiğim binlerce saatin sonunda edindiğim tecrübelerle, hastalarım artık hayatımın bir parçası olmaya başladığında; derdiyle dertlendiğim, mutluluğuyla mutlu olduğum kişiler hâline geldiğinde ve onları yalnızca kan tahlilleri, reçeteler ve ilaçlardan ibaret göremediğimde kendime hep aynı soruyu sormaya başlamıştım:

Neden bu kadar çok insan ben de dâhil elinde “Her şey normal.” yazan bir tahlil sonucuyla karşıma geliyor da yine de kendini iyi hissetmiyor?

İşte tam da bu sıralarda karşıma homeopati çıktı. Tabii ki önce direndim. Modern bilim dururken buna nasıl inanabilirdim?

İnsan inanıyormuş, biliyor musunuz?

Çünkü pratiğimde; geçmeyen alerjilerin hafiflediğini, çocuklarda tekrarlayan bademcik, sinüs ve orta kulak enfeksiyonlarının seyrekleştiğini, regl ağrılarının azaldığını, ateşlenen çocuğun daha çabuk toparlandığını, sık çıkan uçukların seyrekleştiğini, dikkatini toplamakta zorlanan bir çocuğun öğretmeninden olumlu geri dönüşler almaya başladığını anlatan danışanlarımın süreçlerine ve daha satırlarca yazabileceğim hikâyelere tanık olduğunuzda insan inanabiliyormuş. Elbette her süreç kişiye özeldir ve ilaçlarla ilgili kararlar yalnızca hekimle birlikte verilmelidir.

Eczacılık bana, bilimin ışığında insan bedenini, doğayı, bitkileri, hayvanları ve tedavi edici ajanları incelemeyi, araştırmayı ve anlamayı öğretti. İyi ki eczacıyım; bundan bir gün bile pişman olmadım.

Homeopati ise insanı bütüncül olarak ele almadığımızda gerçek sağlığa ulaşmanın mümkün olmadığını öğretti. Homeopatinin felsefesiyle birlikte “longevity”, yani uzun ömürlülük ve sağlıklı yaş alma kavramının; insanın duygu durumu ve zihin sağlığı dengede olmadığında fiziksel bedende tek başına gerçekleşemeyeceğini anladım.

Bence longevity’nin anlamı, tam bir sağlıklı olma hâlidir. Yani zihin, duygu durumu ve beden birlikte sağlıklıysa longevity’den söz edilebilir. Bilim insanları son yıllarda “psiko-longevity” kavramından bahsetmeye başladılar. Oysa bu, 200 yılı aşmış bir öğreti olan homeopatinin felsefesinde yüzyıllardır yer alan bir yaklaşımdır.

İnsan bedeninin mükemmel bir fabrika olduğunu hayal edin…

Bu fabrikada çalışanlar, ham maddeler, kontrol mekanizmaları, yöneticiler, temizlik görevlileri, satış ve pazarlama ekibi, avukatlar, su ve kanalizasyon sistemi, elektrik sistemi, soğutma ve ısıtma sistemleri, güvenlik görevlileri… Her şey, ama her şey harika bir şekilde kurgulanmış ve size bir ürün üretip ulaştırıyor.

Bu ürünün adı: Kaliteli Bir Yaşam.

Ancak bu fabrikanın asıl patronu, yani CEO’su sizsiniz. Yaptığınız her şey yaşam kalitenizi etkiliyor.

Önce herkes kendi fabrikasının yönetim sorumluluğunu alsın; ardından bu yazı dizisinde yeniden buluşalım. Bakalım fabrikalarımızın uzun ömürlü ve sağlıklı olması için neler yapabiliriz. :)

Longevity serimizde görüşmek dileğiyle…

Sevgiyle, huzurla ve sağlıkla kalın.

Uzman Eczacı & Homeopat Pınar Baybaş

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Homeopati tamamlayıcı bir yaklaşımdır; tıbbi tanı ve tedavinin yerine geçmez. Sağlık sorunlarınız ve kullandığınız ilaçlarla ilgili kararlarınızı hekiminize danışmadan değiştirmeyiniz.

Yazan Uzman

Holirem Uzmanı - Hom.Ecz.Pınar Baybaş